Depremde Müteahhidin Sorumluluğu Nelerdir?
Ülkemiz, deprem ülkesi olması sebebiyle tarihte de günümüzde de pek çok yıkıcı depreme maruz kalmıştır. Bu da akıllara 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen ve hala artçı sarsıntıları devam eden depremlerde meydana gelen can ve mal kayıplarında kimlerin sorumlu tutulacağı sorusunu getirmiş olup depremde müteahhidin sorumluluğu nelerdir gibi sorular doğurmuştur. Biz de bu yazımızda depremden meydana gelen zararlarda sorumluluğuna gidilebilecek kişilerden müteahhitlerin hukuki ve cezai sorumluluğundan bahsedeceğiz.
Yazımızda;
Depremden Doğan Zararlarda Müteahhidin Hukuki Sorumluluğu Nedir?
Müteahhidin Hukuki Sorumluluğunda Zamanaşımı Süreleri Nelerdir?
Depremden Doğan Zararlarda Müteahhidin Cezai Sorumluluğu Nedir?
Müteahhidin Cezai Sorumluluğunda Zamanaşımı Süreleri Nelerdir?
gibi sorulara değineceğiz.
Depremden Doğan Zararlarda Müteahhidin Hukuki Sorumluluğu Nedir?
Müteahhidin, depremde meydana gelen zararlardan dolayı haksız fiil hükümleri kapsamında sorumluluğu bulunmaktadır. Zira TBK m.49’a göre ‘’ Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.’’ Bu maddeden de anlaşılabileceği üzere haksız fiil hükümlerine gidebilmek için ortada haksız bir fiilin bulunması, bu fiil nedeniyle zararın ortaya çıkması ve uğranılan zararın haksız fiili işleyen kişiden istenebilmesi için de bu kişinin kusurlu olması gerekir. Ancak kusurun bulunmaması halinde de sorumluluğun tespit edilebilmesi mümkündür. Bu kapsamda depremde meydana gelen zararlardan dolayı müteahhidin kusurlu olması halinde haksız fiil hükümlerine göre bu zararın tazmini istenebilecektir. Müteahhidin kusuru binayı inşa ederken yapmış olduğu yapım hatası, deprem bölgesinde yapılacak yapılarla ilgili öngörülen proje uygulama kurallarına uyulmaması gibi sık görülen şekillerde karşımıza çıkabilmektedir.
Sık görülen ve müteahhide sorumluluk atfedilebilmesi mümkün olan bir diğer kusur halleri ise; kolon ve kirişlerin bağlantısında sorun olması, etriye demirinin eksik kullanılması, beton kalitesinin düşük olması, yıkanmamış deniz kumu kullanılması, kolonların gereğinden fazla kısa olması yahut ucuz işçilik gibi sebeplerle meydana gelecek tüm hasarlarda müteahhidin sorumluluğuna gidilebilecektir.

Ancak her şeyin usulüne uygun olarak yapılması hâlinde yani plan ve projeye uygun olarak doğru malzeme ve çalışmalar neticesinde belirtmiş olduğumuz kusurların hiçbirinin bulunmadığı durumlarda yine de deprem nedeniyle bir zarar ortaya çıkmışsa illiyet bağının kesilmesi sebebiyle, müteahhide bir sorumluluk yüklenemeyeceği açıktır.
Müteahhidin bir diğer hukuki sorumluluğu ise ayıba karşı tekeffül sorumluluğudur. Bu sorumluluğun doğabilmesi için yapının tamamlanıp teslim edilmiş olması, yapının ayıplı olması, muayene ve ihbar yükümlülüğünün de yerine getirilmiş olması gerekmektedir. Bu üç şart birlikte gerçekleştiği takdirde müteahhidin ayıba karşı tekeffül sorumluluğundan bahsedilebilir.
Bu sorumluluğun şartlarını incelersek evvela müteahhidin yapmış olduğu binayı iş sahibine tamamlanmış bir şekilde teslim etmesi ve iş sahibinin de bunu kabul etmesi gerekir. Teslim edilen bu bina ayıplı olmalıdır. Yani binanın;
- plan ve projeye aykırı inşa edilmiş olması
- kolon ve kirişlerin bağlantısında sorun olması,
- etriye demirinin eksik kullanılması,
- beton kalitesinin düşük olması,
- yıkanmamış deniz kumu kullanılması,
- kolonların gereğinden fazla kısa olması vb.
sebeplerle ayıplı bulunması gerekir.
Binadaki bu ayıp açık veya gizli bir ayıp olabilir. Bu takdirde iş sahibinin açık ayıplarda binanın kabulü anında, gizli ayıplarda ise ayıbın ortaya çıktığı anda öğrenir öğrenmez müteahhide durumu bildirmesi gerekir. Bu kapsamda depremde ortaya çıkan ayıplar genelde gözden geçirme suretiyle tespit edilemeyen gizli ayıplar olmaktadır. Bu ayıplar mütahhide bildirilmezse ortaya çıkan ayıptan dolayı müteahhide karşı başvuru imkanı ortadan kalkacağından yapılacak olan bu bildirim önem taşımaktadır.
İhbar sonrası iş sahibinin TBK m.475’de öngörülen seçimlik hakları doğmuş olur. Bu seçimlik haklar sözleşmeden dönme, bedelden indirim isteme ve ücretsiz onarım isteme şeklindedir. Şayet bina iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa iş sahibi sözleşmeden dönebilecektir. Ancak binanın yapımı aşırı bir masraf gerektirmiyorsa bu durumda tüm masrafları müteahhide ait olacak şekilde binanın ücretsiz olarak onarılmasının istenmesi daha doğru olacaktır.
Kanunda öngörülen seçimlik haklara ek olarak iş sahibinin eserin ayıplı olması sonucunda bina yani eser dışındaki uğradığı zararlardan da müteahhidin sorumlu olabilmesi mümkündür. Örneğin depremde binanın yıkılması sonucu iş sahibinin binanın garajında bulunan arabası da göçük altında kalmışsa müteahhit bu zararı da tazmin etmekle yükümlüdür.
İş sahibi, seçimlik haklarla birlikte tazminat isteme hakkına da sahiptir. Bu bağlamda seçimlik haklarını kullanması tazminat isteme hakkını engellemez
Müteahhidin Hukuki Sorumluluğunda Zamanaşımı Süreleri Nelerdir?
Müteahhit haksız fiil hükümlerince depremde meydana gelen zararları gidermekle yükümlüdür. Ancak müteahhidin bu sorumluluğu TBK m.72’de öngörülen zamanaşımı süresiyle sınırlandırılmıştır. Bu sınırlamaya göre depremde meydana gelen zarardan dolayı müteahhide karşı tazminat isteminde bulunurken, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmemesi gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken zamanaşımının binanın teslim edildiği tarihte mi yoksa deprem neticesinde zararın meydana geldiği tarihte mi başlayacağı konusudur. Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre bu süre deprem neticesinde zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren başlayacaktır. Yargıtayın bu konuya yaklaşımının nasıl olduğunu daha iyi gösterebilmek adına 1999’da meydana gelen deprem için vermiş olduğu örnek bir kararını incelemekte fayda vardır.
Binanın yapımı yönetmeliğe aykırı olmasına karşın, o tarihte zarar doğmadığından davacının anılan tarihte bir talep hakka da olmayacaktır. Bir hakkın, bu bağlamda tazminat isteminin doğmadığı bir tarihte zamanaşımının başlatılması hakkın istenmesini ve elde edilmesini güçleştirir, hatta olanaksız kılar. Binanın yapım tarihinde, davalının hukuka aykırı olan eylemi gerçekleşmiştir. Henüz bir zarar bulunmamaktadır. Depremin oluşumu sonucu zarar doğmuştur
Davaya konu edilen deprem, yani zarar doğurucu sonuç 17.8.1999 günü meydana gelmiş olup eldeki bu dava ise 11.8.2000 gün yanı bir yıllık süre içinde açılmıştır. Bu süre. TBK’nın 72. Maddesinde görülen bir yıllık süreye uygun düşmektedir. ( 4.HD.27.3.2003, 12845/3673; HGK. 22.10.2003, 603/594)
Yargıtay kararında da bahsedildiği üzere nispi yani yeni TBK ile iki yıl öngörülen sürenin başlangıcı depremle birlikte zararın ortaya çıktığı tarih kabul edilecektir. Bu kabulle birlikte anlaşılmaktadır ki öngörülen diğer süre yani on yıllık mutlak süre de yine depremle birlikte ortaya çıkan zarardan itibaren başlamış olacaktır.
Müteahhidin ayıba karşı tekeffül sorumluluğu kapsamında iş sahibine karşı sorumluluğu ise eserin tamamlanmış bir şekilde iş sahibine tesliminden itibaren beş yıldır. Ancak müteahhidin eserin ayıplı ifasında ağır kusuru varsa sorumluluğu yirmi yıl olacaktır.
Depremden Doğan Zararlarda Müteahhidin Cezai Sorumluluğu Nedir?
Depremde meydana gelen zararlardan müteahhidin cezai anlamda sorumlu olabilmesi için hukuki sorumluluğu kısmında belirtilen kusur unsurunun burada da bulunması gerekir. Bu kapsamda müteahhidin cezai sorumluluğuna gidebilmemiz için plan ve projeye aykırı yapılar inşa etmek, kolon ve kirişlerin bağlantısında sorun olması, etriye demirinin eksik kullanılması, beton kalitesinin düşük olması, yıkanmamış deniz kumu kullanılması, kolonların gereğinden fazla kısa olması yahut ucuz işçilik gibi sebeplerle zararın meydana gelmesi gerekmektedir. Ancak müteahhidin her şeyi usulüne uygun yapmış olması halinde kusur atfedilemeyeceği için cezalandırılması yoluna da gidilemeyecektir.
Müteahhidin ayıplı olarak teslim ettiği binaların depremde yıkılmasıyla doğan zarar kişilerin vücut bütünlüğünün bozulmasına hatta ölümlere dahi yol açabilir. Bu durumda müteahhidin cezai sorumluluğu doğar. Bu sorumluluk olayın meydana gelme şekline bağlı olarak Türk Ceza Kanununda tanımlı çeşitli suçların oluşumuna sebebiyet verir.
Bu suçlardan en tipik olanı TCK m.85’te düzenlenen taksirle öldürme suçudur. Bu suçun tanımında ,dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak bir başkasının ölümüne sebep olan kişinin cezalandırılacağı öngörülmüştür. Bu kapsamda müteahhidin doğru malzemeyi eksiksiz ve usulüne uygun kullanmaması, malzemeden çalması yahut da projeye uygun yapılar inşa etmemesi gibi kusurları dikkat ve özen yükümlülüğü borcuna aykırı davrandığını gösterir. Müteahhidin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak inşa ettiği bina/binaların depremde yıkılmasıyla birlikte ortaya çıkan ölümlerde cezai sorumluluğu taksirle öldürme suçu olacaktır. Hatta binanın inşa edildiği yer deprem bölgesi olarak geçmekteyse bu durumda müteahhidin bu dikkatsizlik ve özensizliğinin sonucunda, mesleğinin verdiği bilgi birikimini de göz önünde bulundurduğumuzda olası bir depremde binanın yıkılmasıyla kişilerin ölebileceğini öngörmesi de söz konusu olacağından bu durumda daha ağır cezayı öngören bilinçli taksirle öldürme suçundan dolayı sorumluluğu doğacaktır.
Müteahhidin ayıplı olarak teslim ettiği binaların depremde yıkılmasıyla doğan zarar kişinin yaralanmasına neden olmuşsa bu durumda TCK m.89’da düzenlenen taksirle yaralama suçu gündeme gelmiş olacaktır. Bu durumda yine dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan müteahhidin bu ihmali hareketiyle ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması halinde cezalandırılması gerekecektir. Ayrıca mahkeme, deprem neticesinde kişilerin yaralanabileceğinin müteahhit tarafından öngörülebileceğine kanaat getirmişse bu durumda müteahhit, daha ağır cezayı öngören bilinçli taksirle yaralama suçundan dolayı sorumlu tutulacaktır.
Müteahhidin Cezai Sorumluluğunda Zamanaşımı Süreleri Nelerdir?
Taksirle öldürme suçu için dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Bu süre depremde kişinin vefat ettiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.
Taksirle yaralama suçu için dava zamanaşımı süresi ise 8 yıldır. Bu süre de yine kişinin yaralandığı yani suçun tamamlandığı tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.
ATLANTİS HUKUK BÜROSU
AVUKAT AHMET ALTUN
Aziziye Mah. Cinnah cadde üzeri Enis Behiç Koryürek Sokak no:2/17 Çankaya /ANKARA
0543 451 23 59
İnşaat hukuku alanındaki yazılarımızın tamamı için tıklayınız.